Kâr Var Ama Para Yok: Kâr ile Nakit Akışı Arasındaki Fark
Gelir tablosundaki kârın bankaya neden yansımadığını belgeyle açıklama ve mali inceleme rehberi.

Gelir tablosundaki kârın bankaya neden yansımadığını belgeyle açıklama ve mali inceleme rehberi
Yazar: Gülbeyaz Meral, Mali Müşavir | Netbilir · Güncelleme: Ekim 2026 · Okuma süresi: yaklaşık 14 dakika
Ofisime gelen işletme sahiplerinden en sık duyduğum cümle şu: “Muhasebe kâr ettik diyor ama maaş gününde hesapta para yok.” Bu cümleyi bazen kendi şirketinin geleceğinden endişe eden bir yönetici, bazen ortağının parayı nereye götürdüğünü merak eden bir hissedar, bazen de bir ortaklık davasında bilirkişi raporuna itiraz hazırlayan bir avukat kuruyor. Soru aynı, ama arkasındaki ihtiyaç farklı.
Gelir tablosunda kâr görünürken banka hesabında ödeme yapacak para bulunmaması tek başına usulsüzlük ya da muhasebe hatası anlamına gelmez. Çoğu zaman kâr gerçekten oluşmuştur; yalnızca nakit olarak değil, müşteride bekleyen bir alacak, depoda duran bir stok, ödenmiş bir kredi taksiti ya da yeni alınmış bir makine olarak durmaktadır. Önemli olan, kârın hangi varlığa dönüştüğünü ve nakdin hangi işlemle işletmeden çıktığını belgeleriyle gösterebilmektir.
Bu yazıda kâr ile nakit akışı arasındaki farkı, cari hesap incelemesini, stok ve alacak etkisini, kredi ve yatırım ödemelerini, ortaklar cari hesabını ve bunların tamamını tek bir tabloda birleştiren nakit uzlaştırmasını sayısal bir örnekle anlatıyorum. Yazının sonunda hem işletme yönetimi hem de bilirkişi incelemesine hazırlanan şirketler için kullanılabilecek bir kontrol listesi ve sık sorulan sorular yer alıyor.
Kâr ile nakit neden farklıdır? Tahakkuk esası ve nakit esası
Türkiye'de bilanço esasına göre defter tutan işletmeler gelir ve giderlerini tahakkuk esasına göre kaydeder. Yani bir satış, parası tahsil edildiğinde değil, mal teslim edildiğinde veya hizmet ifa edildiğinde gelir olarak yazılır. Gider de ödendiği gün değil, ait olduğu dönemde kayda girer. Banka hesabı ise yalnızca paranın girdiği ve çıktığı günü bilir.
Bu iki ölçüm aynı olayı farklı tarihlerde ve farklı tutarlarla görür. Mart ayında 1.000.000 TL'lik vadeli satış yapan bir işletme, mart kârına bu tutarı yansıtır; ancak para haziranda gelirse mart ve nisan aylarında banka bakiyesinde bu satışın hiçbir izi yoktur. Tersine, ocakta peşin ödenen yıllık sigorta primi bankadan bir kerede çıkar ama gider olarak on iki aya yayılır.
Kâr ile nakit arasındaki farkı yaratan başlıca kalemler şunlardır:
- Tahsil edilmemiş satışlar: Gelir yazılmış, para henüz gelmemiştir (ticari alacaklar).
- Stok artışı: Para ödenmiş, mal satılmamıştır; maliyet henüz gidere dönüşmemiştir.
- Kredi anapara ödemeleri: Para çıkar, ama gelir tablosunda gider olarak görünmez; borç azalır.
- Yatırım harcamaları: Makine, araç, yazılım için ödeme bir anda yapılır, gider etkisi amortismanla yıllara yayılır.
- Amortisman ve karşılıklar: Gider yazılır ama o dönemde nakit çıkışı yoktur; bu nedenle nakit akışında geri eklenir.
- Ödenmemiş borçlar: Gider yazılmış, tedarikçiye ödeme henüz yapılmamıştır; nakit geçici olarak işletmede kalır.
- Vergi ve KDV ödemeleri: Tahsil edilmemiş satışın KDV'si ve kâr üzerinden hesaplanan geçici vergi, para gelmeden ödenebilir.
- Ortaklara yapılan transferler: Kâr dağıtımı, ortağa verilen borç veya avans kârı azaltmaz ama kasayı boşaltır.
Sayısal örnek: 2,4 milyon TL kâr eden şirketin kasası neden boşaldı?
Konuyu soyut bırakmamak için gerçek dosyalarda sık gördüğüm bir tabloyu sadeleştirerek aktarıyorum. Bir toptan ticaret şirketi yılı 2.400.000 TL net kârla kapatmış. Yıl başında bankada 1.000.000 TL varken yıl sonunda bakiye 200.000 TL'ye düşmüş. Yönetim haklı olarak şunu soruyor: Kâr ettiysek para nereye gitti?
Bu soruya “alacaklar arttı” diye genel bir cevap vermek yeterli değildir. Her kalemin tutarı mali tablolardan, her nakit hareketinin dayanağı banka kayıtlarından gösterilmelidir. Aşağıdaki uzlaştırma, dolaylı yöntemle hazırlanmış bir nakit akış tablosunun sade hâlidir:
| Kalem | Tutar (TL) | Açıklama |
|---|---|---|
| Dönem net kârı | 2.400.000 | Gelir tablosu |
| + Amortisman giderleri | 300.000 | Gider yazıldı, nakit çıkmadı |
| − Ticari alacaklardaki artış | (1.100.000) | Satıldı, tahsil edilmedi |
| − Stoklardaki artış | (900.000) | Mal alındı, satılmadı |
| + Ticari borçlardaki artış | 250.000 | Tedarikçiye henüz ödenmedi |
| = İşletme faaliyetlerinden nakit | 950.000 | |
| − Makine yatırımı | (750.000) | Yatırım faturası ve banka çıkışı |
| − Kredi anapara ödemeleri | (600.000) | Kredi ödeme planı |
| − Ortaklara yapılan transferler | (400.000) | Ortaklar cari hesabı |
| = Dönemin net nakit değişimi | (800.000) | |
| Dönem başı nakit | 1.000.000 | Banka ekstreleri |
| Dönem sonu nakit | 200.000 | Banka ekstreleri |
Tablo okunduğunda tablo kendini anlatır: 2.400.000 TL'lik kârın 2.000.000 TL'si alacak ve stok olarak işletmede duruyor; 750.000 TL'si makineye, 600.000 TL'si kredi borcunun kapatılmasına, 400.000 TL'si de ortaklara gitmiş. Şirket kâr etmiş ama kârın büyük bölümü nakit dışında bir varlığa ya da borç azaltımına dönüşmüştür.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur: Bu tablo yalnızca bir başlangıçtır. Her satırın arkasında ayrı bir inceleme vardır. 1.100.000 TL'lik alacak artışının ne kadarı vadesi gelmemiş, ne kadarı tahsil riski taşıyan alacaktır? 400.000 TL'lik ortak transferi kâr payı mı, borç mu, yoksa şirket adına yapılmış bir harcamanın iadesi mi? Bu soruların cevabı belgelerde aranır.
Kâr müşteride bekliyor olabilir: Ticari alacakların incelenmesi
Vadeli satışta gelir kayda alınır, tahsilat sonraya kalır. Böylece kârın bir bölümü ticari alacaklara dönüşür. Sorun, alacağın varlığında değil, niteliğindedir. Vadesi gelmemiş bir alacak ile vadesi aylar önce geçmiş, müşterinin ödemeyi reddettiği bir alacak bilançoda aynı satırda görünür; ama işletmenin nakit gücü açısından aynı şey değildir.
Alacak tahsil süresi nasıl hesaplanır?
Alacakların işletmede ne kadar süre beklediğini görmek için alacak tahsil süresi (DSO) kullanılır:
Alacak tahsil süresi (gün) = Ortalama ticari alacaklar ÷ Yıllık net satışlar × 365
Yıllık net satışı 36.000.000 TL, ortalama ticari alacağı 6.000.000 TL olan bir işletmede bu süre yaklaşık 61 gündür. Sözleşmelerde 30 gün vade veriliyorsa aradaki fark, ya vadelerin uygulamada uzatıldığını ya da bazı müşterilerin düzenli geç ödediğini gösterir. Bu tek oran, yönetime “nakit sıkışıklığının kaynağı satış politikası mı, tahsilat takibi mi?” sorusunu sordurur.
Alacak yaşlandırma tablosu
Alacak incelemesinde toplam bakiye yerine yaşlandırma tablosu hazırlanmalıdır. Her müşteri için açık faturalar vadesine göre 0–30, 31–60, 61–90 ve 90 gün üstü gibi dilimlere ayrılır. 90 günü aşan alacaklar için yazışma, ihtarname, icra takibi veya dava bilgisi dosyaya eklenir. Dava veya icra safhasındaki alacaklar, Vergi Usul Kanunu'nun 323. maddesindeki şartlar oluştuğunda şüpheli alacak olarak değerlendirilebilir; bu değerlendirme hem bilançonun gerçeği yansıtması hem de vergi açısından önemlidir.
Ayrıca tahsilat riskinin tek bir müşteride yoğunlaşıp yoğunlaşmadığına bakılmalıdır. Alacakların yarısı tek bir müşteriye aitse, o müşterinin ödeme takvimi işletmenin bütün nakit planını belirliyor demektir.
Ayrıntılı rehber: Geç Ödeyen Müşterinin Maliyeti: Zamanında Ödeyen Müşteri İşletmenin Görünmeyen Finansörüdür
Kâr stokta bekliyor olabilir: Stok devir hızı ve maliyet
İşletme nakdini yeni mal alımında kullanmışsa para stok varlığına dönüşür. Stok miktarı artarken banka bakiyesi azalır ve satılmadığı sürece bu maliyet gelir tablosunda gider olarak görünmez. Bu yüzden stok artışı, kâr ile nakit arasındaki farkın en büyük ve en az konuşulan kaynaklarından biridir.
Stok incelemesinde yalnızca toplam değere bakılmamalıdır. Şu sorular sorulmalıdır:
- Stok devir hızı: Satılan malın maliyeti ortalama stoka bölündüğünde yıl içinde stok kaç kez yenileniyor? Devir hızı düşen ürün grupları nakit bağlayan kalemlerdir.
- Stokta kalma süresi: Ortalama stok ÷ satılan malın maliyeti × 365 formülüyle bir ürünün depoda ortalama kaç gün beklediği bulunur.
- Hareketsiz ve değer kaybeden stok: Bir yıldan uzun süredir hareket görmeyen, modası geçen, son kullanma tarihi yaklaşan veya hasarlı ürünler ayrı listelenmelidir.
- Sayım farkları: Fiili sayım ile kayıtlı stok arasındaki farklar, fire, kayıp, kayıt dışı satış veya hatalı giriş gibi farklı nedenlere dayanabilir; her biri ayrı belge ister.
- Birim maliyet: Nakliye, gümrük, paketleme gibi maliyetlerin stok maliyetine doğru eklenip eklenmediği kontrol edilmelidir.
Hızlı satılan bir ürün bile her zaman nakit yaratmaz. Küçük siparişler, özel paketleme, sık sevkiyat ve yüksek iade oranı nedeniyle beklenenden düşük katkı sağlayabilir. Stok ve satış verisi birlikte okunmadan “en çok satan ürün en kârlı üründür” varsayımı yapılmamalıdır.
Ayrıntılı rehber: Kaybettiren Stok: Depodaki Malın Size Gerçek Maliyeti Ne Kadar?
Nakit dönüşüm döngüsü: Paranın işletmede kaç gün kilitli kaldığı
Alacak ve stok etkisini tedarikçi vadesiyle birlikte okumak için nakit dönüşüm döngüsü kullanılır. Bu gösterge, mal için ödenen paranın müşteriden tahsil edilerek işletmeye geri dönmesinin kaç gün sürdüğünü ölçer:
Nakit dönüşüm döngüsü = Stokta kalma süresi + Alacak tahsil süresi − Borç ödeme süresi
Stokta kalma süresi 60 gün, alacak tahsil süresi 75 gün, tedarikçilere ödeme süresi 45 gün olan bir işletmede döngü 90 gündür. Yani işletme, her satışın parasını ortalama 90 gün boyunca kendi kaynağıyla finanse etmektedir. Günlük satışı yaklaşık 100.000 TL olan bir işletmede bu döngüyü 30 gün kısaltmak, kabaca 3.000.000 TL nakdi serbest bırakır. Kâr artırmadan nakit yaratmanın en etkili yolu çoğu zaman budur.
Kredi anaparası, faiz ve yatırım ödemeleri farklı okunmalıdır
Kredi anapara ödemesi kasadan para çıkarır, ancak gelir tablosunda gider olarak yer almaz; muhasebede borç azalışı olarak izlenir. Gider olarak görünen yalnızca faiz ve krediye bağlı masraflardır. Bu nedenle yüksek kredi geri ödemesi yapılan bir yılda şirket kârlı görünürken nakit sıkışıklığı yaşaması son derece olağandır.
Makine, araç veya yazılım yatırımları için de benzer durum geçerlidir. Ödeme bir anda yapılır, buna karşılık varlığın maliyeti amortisman yoluyla faydalı ömrü boyunca gidere dönüşür. Yatırım yapılan yıl kâr yüksek, nakit düşük; sonraki yıllarda ise kâr amortisman nedeniyle daha düşük ama nakit daha rahat görünebilir.
İşletmenin ödeme gücünü yalnızca gelir tablosuyla ölçmek bu yüzden yanıltıcıdır. İncelemede şu belgeler aynı çalışma dosyasında ilişkilendirilmelidir:
- Kredi sözleşmeleri ve güncel ödeme planları,
- Kredi hesaplarının banka hareketleri ve faiz tahakkukları,
- Yatırım faturaları, teslim tutanakları ve sabit kıymet listesi,
- Amortisman tabloları ve varlıkların kayıtlı değerleri,
- Kısa vadeli borçların vade dağılımı (önümüzdeki 3, 6 ve 12 ay).
Kısa vadeli kaynakla uzun vadeli yatırım finanse edilmişse, yani makine alımı bir yıllık kredi veya kredi kartı ile yapılmışsa, işletme kâr etse bile vade uyumsuzluğu nedeniyle ödeme güçlüğüne düşebilir. Bu, nakit akışı incelemesinde ayrıca belirtilmesi gereken bir risktir.
Ayrıntılı rehber: Faiz İndi; Şirketinizin Finansman Maliyeti de İndi mi? Ticari Kredi Maliyeti Nasıl Hesaplanır?
Vergi ve KDV ödemeleri nakdi kârdan önce tüketebilir
Pek çok işletme sahibinin gözden kaçırdığı bir nokta, vergilerin nakit takviminden bağımsız işlemesidir. Vadeli satılan malın KDV'si, kural olarak teslimin yapıldığı dönemde beyan edilir ve ödenir; müşteri parayı üç ay sonra öderse işletme bu KDV'yi kendi kaynağından finanse etmiş olur. Aynı şekilde geçici vergi, tahsil edilip edilmediğine bakılmaksızın tahakkuk eden kâr üzerinden hesaplanır.
Bu nedenle nakit planında yalnızca tedarikçi ve personel ödemeleri değil, KDV, muhtasar ve prim hizmet beyannamesi, geçici vergi ve kurumlar vergisi ödemeleri de takvime işlenmelidir. Kâr ettiği hâlde vergi ödeme gününde hesapta para bulamayan işletme, gecikme zammı gibi ilave maliyetlerle karşılaşır.
Ortaklar cari hesabı ve avanslar neden kritik?
Ortak transferleri, kâr ile nakit arasındaki farkın en hassas kalemidir; çünkü hem ortaklar arası uyuşmazlıklarda hem de vergi incelemelerinde ilk bakılan yerlerden biridir. Ortaklara yapılan bir ödemenin kâr dağıtımı mı, şirketin ortağa verdiği borç mu, ortağın daha önce şirkete verdiği paranın iadesi mi yoksa şirket adına yapılan bir harcamanın karşılığı mı olduğu belgeleriyle belirlenmelidir.
Hesap adının “ortaklar cari hesabı” olması, içindeki her hareketin aynı nitelikte olduğunu göstermez. İncelemede şu noktalar ayrı ayrı değerlendirilir:
- Kâr dağıtımı: Genel kurul kararı, dağıtılan tutar ve stopaj kesintisi var mı?
- Ortaktan alacak (131 hesap): Ortak şirkete borçlanmışsa bu borç için adat hesaplanıp faiz faturası düzenlenmiş mi? Aksi hâlde transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı (KVK m.13) tartışması gündeme gelebilir. Ayrıca Türk Ticaret Kanunu m.358, pay sahibinin şirkete borçlanmasını belirli şartlara bağlamıştır.
- Ortağa borç (331 hesap): Ortağın şirkete verdiği paranın bankadan girişi ve geri ödemelerin dayanağı gösterilebiliyor mu?
- Şirket adına yapılan harcamalar: Ortağın kişisel kartıyla yaptığı ve şirkete yansıttığı harcamaların faturası şirket adına mı düzenlenmiş?
Uzun süre kapanmayan personel avansları, ilişkili şirket bakiyeleri ve 196, 197 gibi geçici hesaplarda biriken tutarlar da benzer risk taşır. Her kalem için işlem tarihi, taraf, ekonomik gerekçe, dayanak belge ve kapanış hareketi aranmalıdır. Açıklaması olmayan bir virman, tek başına tahsilat veya borç kapaması olarak kabul edilmemelidir.
Cari hesap incelemesi: Bakiye değil, hareketlerin hikâyesi
Cari hesapta görünen kapanış bakiyesi yalnızca sonuçtur. Sağlıklı bir cari hesap incelemesi; açılış bakiyesi, faturalar, iadeler, tahsilatlar, ödemeler, virmanlar ve mahsupları aynı tarih aralığında bir araya getirir. Ticari uyuşmazlıklarda en sık karşılaştığım hata, iki tarafın birbirinden farklı başlangıç tarihli ekstreleri karşılaştırıp “bakiyeler tutmuyor” sonucuna varmasıdır.
Cari hesap mutabakatı adım adım
- Dönemi sabitleyin. İki tarafın ekstresi aynı açılış tarihinden başlamalıdır. Açılış bakiyeleri farklıysa önce bu fark açıklanır.
- Faturaları eşleştirin. Tarih, fatura numarası ve tutar birlikte karşılaştırılır; KDV dahil ve hariç tutarların karıştırılmadığından emin olunur.
- Ödemeleri eşleştirin. Banka açıklaması, işlem tarihi, gönderen ve alıcı birlikte değerlendirilir. Bir ödeme birkaç faturayı kapatabilir, tek bir fatura parça parça ödenebilir; yalnızca aynı tutarı aramak yeterli değildir.
- İade ve fiyat farklarını kontrol edin. İade faturası veya fiyat farkı faturası karşı tarafta da kayda alınmış mı?
- Çek ve senetleri ayrıca izleyin. Ciro edilmiş, karşılıksız çıkmış veya vadesi gelmemiş kıymetli evrak, bakiye farkının sık görülen nedenidir.
- Form Ba-Bs bildirimleriyle karşılaştırın. Tarafların bildirdiği alış ve satış toplamları, fatura bazındaki uyumsuzluğun nerede olduğunu hızlıca gösterir.
- Sonucu üç gruba ayırın. Eşleşen işlemler, fark oluşturan ve açıklanan kalemler, henüz açıklanamayan tutarlar ayrı tablolarda gösterilir.
Ayrıntılı rehber: Cari Hesap Mutabakatı Nasıl Yapılır? Bakiye Bir Sonuçtur, İnceleme Hareketlerde Başlar
Muhasebe kaydının arkasındaki belge
Mizan dengede olabilir; ancak bu, işlemlerin ekonomik içeriğinin doğru açıklanabildiğini göstermez. Bir giderin hangi mal veya hizmet için oluştuğu, hangi döneme ait olduğu, teslim veya ifa bilgisinin nerede bulunduğu ve ödemenin hangi borca ilişkin olduğu dosyada görülebilmelidir.
Özellikle yüksek tutarlı işlemlerde sözleşme, teklif, sipariş, teslim tutanağı, irsaliye, yazışma, banka kaydı ve fatura aynı işlem numarasıyla ilişkilendirilmelidir. Şirket hafızasının tek bir çalışanın telefonunda veya kişisel e-postasında kalması, yıllar sonra yapılacak bir incelemeyi kırılgan hâle getirir. O çalışan ayrıldığında işlemi açıklayacak kimse kalmayabilir.
Müşteri kârlılığı: Ciro her zaman değer demek değildir
En yüksek satış yapılan müşteri her zaman en değerli müşteri değildir. Tahsilat süresi, iade oranı, küçük sevkiyat sıklığı, özel paketleme, satış sonrası hizmet ve tahsilat için harcanan zaman müşterinin gerçek katkısını değiştirir. 90 günde ödeyen büyük bir müşteri, 15 günde ödeyen orta ölçekli bir müşteriden daha az nakit yaratabilir.
Müşteri bazlı kârlılık analizinde satışlardan sırasıyla satışların maliyeti, indirimler ve iadeler, ardından o müşteriye doğrudan bağlanabilen nakliye, hizmet ve finansman maliyetleri düşülmelidir. Ortak giderler dağıtılacaksa kullanılan dağıtım anahtarı açıkça yazılmalıdır. Varsayımlar veri gibi sunulmamalı, hesap yöntemi okuyucunun yeniden kontrol edebileceği şekilde açıklanmalıdır.
Ayrıntılı rehber: En Çok Satış Yaptığınız Müşteri, En Değerli Müşteriniz mi? Müşteri Kârlılığı Analizi
Ayrıntılı rehber: Hızlı Satılan Ürün Her Zaman Kazandırır mı? Küçük Siparişin Maliyeti ve Ürün Kârlılığı Analizi
Mali inceleme dosyası nasıl hazırlanır?
İyi bir mali inceleme dosyası her işlem için üç soruya cevap verir: İşlem neydi, hangi belgeyle doğrulanıyor ve nakit etkisi ne oldu? Bu yaklaşım hem işletmenin iç kontrolü hem de bir ortaklık, alacak veya şirket değerlemesi davasında bilirkişi incelemesine hazırlık için aynı şekilde kullanılabilir.
- Kapsamı belirleyin. İncelenecek dönem, şirketler, banka hesapları ve cari hesaplar yazılı olarak tanımlanır.
- Verileri tek zaman çizelgesinde birleştirin. Banka, kasa, cari hesap, stok, kredi ve ortak hesapları aynı tarih aralığında bir araya getirilir.
- Nakit uzlaştırmasını hazırlayın. Dönem kârından dönem sonu nakdine nasıl gelindiği, yukarıdaki örneğe benzer bir tabloyla gösterilir.
- Her farkı belgeleyin. Her kalem için tutar, açıklama, ilgili hesap ve dayanak belge yazılır.
- Doğrulanamayanları ayırın. Belgesi bulunamayan kalemler ayrı bir listede tutulur; tahminle kapatılmaz.
- Sonucu sade bir dille yazın. Okuyucu muhasebeci olmayabilir; hâkim, avukat veya ortak tablodan sonucu anlayabilmelidir.
Bilirkişi raporuna itiraz hazırlayanlar için not: Hukuk yargılamasında taraflar, bilirkişi raporunun kendilerine tebliğinden itibaren iki hafta içinde rapordaki eksiklik ve belirsizliklere itiraz edebilir (HMK m.281). Bu süre kısa olduğu için nakit uzlaştırması, cari hesap eşleştirmesi ve ortak hesaplarının analizi rapordan önce hazırlanmışsa itirazın somut rakamlara dayandırılması çok daha kolay olur. Mali müşavirin hazırladığı uzman görüşü, bilirkişi raporunun yerine geçmez; ancak raporun hangi kalemde hangi belgeyi gözden kaçırdığını gösterebilir.
Yöneticiler için: Kâr var para yok durumunu önlemek
Bu sorunu dava ya da inceleme aşamasında değil, ortaya çıkmadan fark etmek mümkündür. Uygulamada en çok fayda gördüğüm araçlar şunlardır:
- 13 haftalık nakit akış tahmini: Önümüzdeki üç ayın tahsilat ve ödemeleri haftalık olarak yazılır, her hafta gerçekleşenle güncellenir.
- Aylık nakit uzlaştırması: Ay sonu kârı ile banka bakiyesi arasındaki fark, yukarıdaki tabloyla her ay açıklanır.
- Alacak yaşlandırma ve tahsilat toplantısı: 60 günü geçen alacaklar için sorumlu kişi ve tarih belirlenir.
- Stok devir hızı takibi: Hareketsiz stok listesi her çeyrek gözden geçirilir.
- Ortak hesapları için yazılı kural: Ortaklara yapılacak her ödemenin niteliği, ödeme anında yazılı olarak belirlenir.
- Vergi takvimi: KDV, geçici vergi ve SGK ödemeleri nakit planına önceden işlenir.
Kâr nerede sorusunun denetlenebilir cevabı
Dönem başı nakdinden dönem sonu nakdine nasıl gelindiği; kâr, nakit çıkışı gerektirmeyen giderler, alacak ve stok değişimleri, ticari borç hareketleri, yatırım ödemeleri, kredi anaparası, vergi ödemeleri ve ortak işlemleriyle birlikte gösterilmelidir. Bu uzlaştırma, “kâr var ama para yok” cümlesini ölçülebilir ve itiraz edilebilir bir açıklamaya dönüştürür.
Her ana tutar mali tablo ve banka hareketiyle doğrulanmalıdır. Sonuç, işletmenin hangi varlığa kaynak bağladığını, hangi ödeme takviminin risk yarattığını ve hangi kalemin henüz açıklanamadığını açıkça ortaya koymalıdır.
Sık sorulan sorular
Kâr eden şirket neden ödeme güçlüğü yaşar?
Kâr tahakkuk esasına göre hesaplanır; nakit ise yalnızca tahsil edilen ve ödenen tutarları gösterir. Tahsil edilmemiş vadeli satışlar, stoklara bağlanan kaynak, kredi anapara ödemeleri, yatırım harcamaları, vergi ödemeleri ve ortaklara yapılan transferler kâr eden bir şirketin nakdini azaltabilir.
Kâr ile nakit akışı arasındaki fark nasıl gösterilir?
Dönem net kârından başlayan, amortisman gibi nakit çıkışı gerektirmeyen giderleri geri ekleyen, alacak, stok ve borç değişimlerini, yatırım ve kredi ödemelerini ve ortak işlemlerini ayrı satırlarda gösteren dolaylı yöntemle hazırlanmış bir nakit akış tablosu ve banka mutabakatı ile gösterilir.
Nakit dönüşüm döngüsü nedir?
Mal için ödenen paranın, satış ve tahsilat sonrasında işletmeye geri dönmesine kadar geçen gün sayısıdır. Stokta kalma süresi ile alacak tahsil süresinin toplamından tedarikçilere borç ödeme süresi çıkarılarak hesaplanır.
Cari hesap incelemesinde en sık yapılan hata nedir?
Yalnızca dönem sonu bakiyesine bakmak ve bu bakiyeyi oluşturan fatura, ödeme, iade ve mahsupları işlem bazında eşleştirmemektir. Farklı açılış tarihli ekstrelerin karşılaştırılması da sık görülen bir hatadır.
Ortaklara yapılan ödemeler kârı azaltır mı?
Kâr dağıtımı, ortağa verilen borç veya avans gelir tablosundaki kârı azaltmaz, ancak şirketin nakdini azaltır. Ödemenin niteliği genel kurul kararı, sözleşme, banka kaydı ve ortaklar cari hesabı hareketleriyle belgelenmelidir.
Ortaklardan alacak hesabı neden risklidir?
Ortağın şirkete uzun süre borçlu kalması ve bu borç için faiz hesaplanmaması, vergi incelemesinde örtülü kazanç dağıtımı tartışmasına yol açabilir. Ayrıca Türk Ticaret Kanunu pay sahibinin şirkete borçlanmasını belirli şartlara bağlamıştır.
Mali müşavir incelemesi bilirkişi raporunun yerine geçer mi?
Hayır. Mali müşavir işletmenin kayıt ve finansal düzenini analiz eder, uzman görüşü hazırlayabilir. Mahkeme dosyasındaki bilirkişi değerlendirmesi ise görevlendirme kapsamı ve usul kuralları içinde ayrıca yapılır.
Kâr var para yok sorunu nasıl önlenir?
Haftalık güncellenen 13 haftalık nakit akış tahmini, aylık nakit uzlaştırması, alacak yaşlandırma takibi, stok devir hızı kontrolü, ortak ödemeleri için yazılı kural ve vergi ödemelerinin nakit planına önceden işlenmesi en etkili yöntemlerdir.
Sonuç
Kârın bulunması, paranın kasada veya bankada aynı tutarda durduğu anlamına gelmez. Önemli olan farkın ticari olaylar, hesap hareketleri ve belgeler üzerinden açıklanabilmesidir. Bir işletme sahibi için bu açıklama doğru kararları almanın, bir ortak için hakkını aramanın, bir avukat için de bilirkişi raporunu somut verilerle tartışabilmenin temelidir.
Mali inceleme hazırlığında rakamın kendisinden çok, rakamın dayandığı işlemi ve belgelendirilebilir izini birlikte ele alıyorum. Doğrulanmış bilgiyi, henüz belgeye bağlanamamış bilgiden ayırmak, güvenilir bir çalışmanın en önemli şartıdır.
İlgili yazılar
- Cari Hesap Mutabakatı Nasıl Yapılır? Bakiye Bir Sonuçtur, İnceleme Hareketlerde Başlar
- Geç Ödeyen Müşterinin Maliyeti: Zamanında Ödeyen Müşteri İşletmenin Görünmeyen Finansörüdür
- Kaybettiren Stok: Depodaki Malın Size Gerçek Maliyeti Ne Kadar?
- Hızlı Satılan Ürün Her Zaman Kazandırır mı? Küçük Siparişin Maliyeti ve Ürün Kârlılığı Analizi
- En Çok Satış Yaptığınız Müşteri, En Değerli Müşteriniz mi? Müşteri Kârlılığı Analizi
- Faiz İndi; Şirketinizin Finansman Maliyeti de İndi mi? Ticari Kredi Maliyeti Nasıl Hesaplanır?
- Vergi İncelemesine Hazırlık: Kayıttan Belgeye Denetlenebilir Dosya
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; somut bir işletme, dava veya inceleme dosyası için mali müşavirlik ya da hukuki görüş yerine geçmez. Kanun maddeleri ve uygulamalar değişebileceğinden işlem yapmadan önce güncel mevzuatı kontrol edin.
<!-- JSON-LD (sayfanın <head> bölümüne, ALAN-ADI değiştirilerek) -->
Gülbeyaz Meral
Mali Müşavir
Bu rehber, Netbilir editoryal ekibi tarafından ilgili uzmanlık alanının teknik soruları ve güncel kurumsal kaynaklar dikkate alınarak hazırlanmıştır. Dosyanız için kişisel değerlendirme gerekiyorsa uzman görüşü alınmalıdır.
Uzman Profilini Gör →